İtfaiye personeli Ulaş Eşbah, Murat Ataman, Mesut Yelekçi, Hüseyin Çağdaş Özbek ve Ömer Arifoğulları, deprem günü yürüttükleri çalışmaları ve yaşadıklarının hayatlarında bıraktığı izleri anlattı.
Depremin ardından Bayraklı Manavkuyu’daki Egemen Apartmanı enkazında sürdürülen çalışmalarda, 17 yaşındaki Umut yaklaşık bir saatlik müdahalenin ardından sağ kurtarıldı. İtfaiye Çavuşu Murat Ataman, dizlerinden aşağısı enkaz altında kalan Umut’a ulaşmak için mutfak ile koridor arasındaki dar ve tehlikeli alanda çalıştıklarını söyledi. Üzerlerinde bulunan büyük bir dolabın kapağının aniden açılmasıyla binanın üzerlerine yıkıldığını düşündüklerini belirten Ataman, “Olası bir artçı sarsıntıda bizim de içeriden çıkmamız mümkün olmayabilirdi. Ama pes etmedik” dedi. Çalışmanın zorluğunu “İğneyle kuyu kazmak gibiydi” sözleriyle anlatan Ataman, Umut’u sağ salim kurtarmanın kendileri için büyük mutluluk olduğunu ifade etti. Ataman, “Sanki kendimizden bir parçayı kurtarmış gibiydik. Tarifi imkânsız duygular” diye konuştu.
18 yıllık itfaiyeci Ulaş Eşbah, 30 Ekim depreminin ilk deprem görevi olduğunu ve Umut’un kurtarılmasının kendilerine umut verdiğini belirtti. Eşbah, “Umut, simge isimlerden biri oldu, hepimize umut verdi” dedi. Depremin ardından uzun süre kendisini tetikte hissettiğini anlatan Eşbah, yaşadıklarının özel hayatında da iz bıraktığını söyledi. İtfaiyecilikte 14 yılı geride bırakan Mesut Yelekçi ise hamile eşini ve 2 yaşındaki kızını evde bırakarak kurtarma çalışmalarına katıldığını belirtti. Umut’un kurtarılmasının ardından ekip arkadaşlarıyla birbirlerine sarıldıklarını anlatan Yelekçi, “Annesinin rahat bir nefes aldığını görmek çok güzeldi” diye konuştu. Depremin kendisini değiştirdiğini ifade eden Yelekçi, “Daha sevecen ve sakin olmaya başladım” dedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığında 18 yıldır görev yapan Hüseyin Çağdaş Özbek, deprem sırasında araç kullanırken sarsıntıyı hissettiğini ve iki binanın birbirine çarptığını gördüğünü anlattı. Görev mesajının ardından önce eşinin yanına gittiğini, daha sonra deprem bölgesine hareket ettiğini belirten Özbek, Bornova’daki Yılmaz Erbek Apartmanı’nda yürütülen arama çalışmaları sırasında enkazdan gelen kadın sesini duyunca riskli olmasına rağmen içeri girdiğini söyledi. O anları, “Göğsümün ortasına bir korku saplandı. İçeri girmem gerekiyordu ama çok riskliydi. Yine de girdim. Betonu kırmaya başladıkça korkuyu da kırmaya başladım” sözleriyle aktaran Özbek, 40’lı yaşlarındaki kadını sağ kurtararak sağlık ekiplerine teslim ettiklerini kaydetti.
İtfaiye eri Ömer Arifoğulları da deprem günü ailesini güvenli bir yere yerleştirdikten sonra kurtarma çalışmalarına katıldığını anlattı. Yılmaz Erbek Apartmanı’ndaki yangını söndüren ekipte görev yapan Arifoğulları, arama çalışmaları sırasında bir kadının sağ kurtarılmasının ardından ailesinin yaşadığı mutluluğun kendilerini de sevindirdiğini söyledi. Daha sonra Bayraklı’daki Yağcıoğlu Apartmanı enkazında bir anne ile küçük çocuğunun cansız bedenlerine ulaştıklarını belirten Arifoğulları, enkaz başında yakınlarından haber bekleyen ailelerin feryatlarının kendisini derinden etkilediğini ifade etti. Arifoğulları, “Her büyük afette aslında bir parçamızı orada bırakıyoruz. Mesleki olarak sürekli hazırlanıyoruz ama gerçek olayların duygusal etkisi çok farklı” sözleriyle depremin meslek hayatında bıraktığı izleri anlattı.







Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz yapın.