Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Mesleki Yeterlilik Kurumunun (MYK) 21. Olağan Genel Kurulu’nun ardından düzenlenen Yükseköğretimde Yeterlilik ve Tanınırlık, Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) Logo Kullanım Hakkı Buluşması’nda konuştu. Işıkhan, Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi’nin yükseköğretimde kalite güvencesi ve uluslararası tanınırlık açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Mesleki Yeterlilik Kurumunun 20. kuruluş yıl dönümünü de kutladıklarını belirten Işıkhan, kurumun 20 yıllık süreçte mesleki yeterlilik sisteminin geliştirilmesine, nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesine ve eğitim ile çalışma hayatı arasındaki bağın sağlamlaştırılmasına önemli katkılar sunduğunu söyledi. Işıkhan, kurumun kuruluşundan bu yana görev yapan yöneticilere, çalışanlara ve paydaşlara teşekkür etti.
Dünya ekonomilerinin rekabet gücünü belirleyen unsurların hızla değiştiğini belirten Işıkhan, kalkınmanın en stratejik kaynağının bilgi üreten, teknoloji geliştiren, becerilerini yenileyebilen ve emeğiyle değer oluşturan insan olduğunu ifade etti. İnsanı yalnızca ekonomik üretimin bir unsuru olarak değerlendirmediklerini vurgulayan Işıkhan, “Bizler emeğe değer veren, bilgiyi hikmette, beceriyi ahlakla, üretimi insan onuruyla buluşturan köklü bir medeniyetin mirasçılarıyız” dedi.
Ahilik geleneğinden devralınan anlayışın çağın bilimi, teknolojisi ve yenilikçi üretim yaklaşımıyla bir araya getirilmesi gerektiğini dile getiren Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan Türkiye Yüzyılı vizyonunun; güçlü üretim kapasitesi, ileri teknoloji ve nitelikli insan kaynağına dayalı kalkınma anlayışını temel aldığını söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak amaçlarının yalnızca istihdamı artırmakla sınırlı olmadığını belirten Işıkhan, vatandaşların becerilerini geliştirmeyi ve sahip oldukları yetkinliklerin çalışma hayatında karşılık bulmasını sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.
Mesleki Yeterlilik Kurumunun mevcut kapasitesine ilişkin bilgi veren Işıkhan, kurum bünyesinde 27 sektörde 900’ü aşkın ulusal meslek standardı ile yaklaşık 700 ulusal yeterliliğin bulunduğunu belirtti. Kurumla yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşu sayısının 250’yi aştığını aktaran Işıkhan, düzenlenen mesleki yeterlilik belgesi sayısının da 3,5 milyonu geçtiğini söyledi. Işıkhan, bu verilerin 20 yılda oluşturulan kurumsal kapasitenin somut göstergeleri olduğunu ifade etti.
Dijitalleşme, yapay zeka, yeşil dönüşüm ve yeni üretim teknolojilerinin mesleklerin yapısını ve ihtiyaç duyulan becerileri hızla dönüştürdüğüne işaret eden Işıkhan, mesleki yeterlilik sisteminin geleceğin meslekleri ile beceri ihtiyaçlarını öngörebilecek bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirtti. Türkiye Yüzyılı Milli Yeterlilik Programı anlayışı doğrultusunda yeni mesleklere ilişkin standartlar geliştirmeyi, hayat boyu öğrenmeyi desteklemeyi, dijital belgelendirme uygulamalarını yaygınlaştırmayı ve kalite güvencesini güçlendirmeyi hedeflediklerini bildirdi.
Bu çalışmaların Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, ilgili kurumlar ve sosyal tarafların iş birliğiyle sürdürüleceğini belirten Işıkhan, Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi’nin farklı öğrenme yollarıyla edinilen yeterlilikleri ortak bir yapı içinde buluşturan ve kalite güvencesini temel alan ulusal bir çerçeve olduğunu söyledi.
Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi’nin 2017 yılında Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi’ne referanslanmasının, yeterliliklerin uluslararası düzeyde karşılaştırılabilirliği ve tanınması açısından önemli bir adım olduğunu belirten Işıkhan, “Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi logosu kalitenin güvencesinin, şeffaflığın ve yeterliliklerin tanınırlığının önemli bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.
Logonun, öğrencilerin edindikleri bilgi ve becerilerin güvenilirliğini, mezunların yeterliliklerinin anlaşılabilirliğini ve eğitim ile çalışma hayatı arasındaki bağı güçlendirdiğini belirten Işıkhan, 162 üniversitedeki ilgili yükseköğretim programlarının Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi’ne yerleştirildiğini ve bu programların logo kullanım hakkı kazandığını açıkladı. Işıkhan, bu gelişmenin yükseköğretim sisteminin kalite güvencesi ve uluslararası tanınırlığı açısından son derece kıymetli olduğunu ifade etti.







Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz yapın.