1. Dünya Savaşı’nda Gelibolu’da görev yapan Avustralyalı asker Percy Gordon Hendy’nin ailesine gönderdiği kısa Noel mesajı, aradan geçen bir asırdan uzun zamana rağmen dikkat çekici bir savaş hatırası olarak korunuyor. Kağıt sıkıntısı nedeniyle sert bir askeri bisküvinin üzerine yazılan mesaj, savaşın yalnızca cephedeki çatışmalardan ibaret olmadığını ve askerlerin aileleriyle bağlarını sürdürme çabasını ortaya koyuyor.
Avustralya Savaş Müzesi Askeri Armacılık ve Teknoloji Bölüm Başkanı Nick Fletcher’ın HİBYA muhabirine verdiği bilgilere göre, 1896 doğumlu marangoz Hendy, 19 yaşında Avustralya İmparatorluk Kuvvetleri’ne (AIF) katıldı. Hendy’nin askere yazılabilmesi için anne ve babası Margery ile Arthur Hendy’nin yazılı izni gerekiyordu.
Hendy’nin orduya kabul edilmesi, o dönemde uygulanan boy şartı nedeniyle kolay olmadı. Temmuz 1915’ten önce 165,5 santimetre boyunda olan Hendy, ordunun 168 santimetrelik asgari boy koşulunu karşılamıyordu. Ancak aynı ay yapılan düzenlemeyle asgari boy sınırı 157 santimetreye düşürülünce Hendy askere alınabildi.
Gelibolu’ya savaşın son döneminde ulaştı
Hendy, 1. Avustralya Tümeni’ne bağlı 2. Saha Topçu Tugayı’na takviye amacıyla gönderilen 7. Takviye Birliğiyle Gelibolu Yarımadası’na ulaştı.
Nick Fletcher’ın aktardığına göre Hendy, Ekim 1915’te yarımadaya vardığında büyük çatışmalar sona ermiş ve harekat büyük ölçüde çıkmaza girmişti. Hendy, 2. Tugay Topçu Kolordusu bünyesinde görev yaparak toplara yeterli mühimmatın ulaştırılmasına destek verdi.
Tahliyeden kısa süre önce, Kasım 1915’te 6. Batarya’ya katılan Hendy, 5 Aralık’ta hastalık nedeniyle Mısır’a gönderildi. Burada grip nedeniyle kısa süre hastanede tedavi gören Hendy, daha sonra Kahire’de 6. Batarya’ya yeniden dahil oldu.
Avustralya Savaş Anıtı koleksiyonunda Hendy’ye ait PR83/011 numaralı bir günlük de yer alıyor. Fletcher, günlüğü henüz inceleme fırsatı bulamadığını belirtti.
Hendy’nin savaş hizmeti Gelibolu’yla sınırlı kalmadı. Şubat 1916’nın sonunda 2. Saha Topçu Tugayı’yla Fransa’ya ulaşan Hendy, savaşın geri kalanında Batı Cephesi’nde görev yaptı.
Birkaç kez hastanede tedavi gören Hendy, Mart 1918’de ''siper ayağı'' hastalığı, aynı yılın haziran ayında ise uyuz nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Savaşın sona ermesinden kısa süre önce 1. Saha Topçu Tugayı’na transfer edilen Hendy, Ocak 1919’da Avustralya’ya dönüş yolculuğunun ilk aşaması için İngiltere’ye gönderildi.
Hendy, 1921’de Ada Dawson ile evlendi. 5 Ağustos 1992’de Melbourne’de hayatını kaybeden Hendy, 95 yaşındaydı.

Kaynak: ''Avustralya Savaş Müzesi''
Kağıt yoksa bisküvi vardı
Hendy’nin Noel mesajını dikkat çekici kılan başlıca unsur, kağıt yerine sert bir askeri bisküvinin üzerine yazılmış olmasıydı.
Fletcher’a göre Gelibolu’da yaşanan kağıt sıkıntısı, askerler açısından önemli bir sorun oluşturuyordu.
Askerler kağıda yalnızca eve mektup göndermek için değil, yemek pişirmek, ateş yakmak ve tuvalet ihtiyaçlarını karşılamak gibi günlük yaşamın farklı alanlarında da ihtiyaç duyuyordu. Ordu tarafından resmi olarak verilen “On Active Service” kartpostallarının bile zaman zaman bulunamadığını belirten Fletcher, askerlerin bu nedenle tahta parçaları, karton ambalajlar, yapraklar, kumaş veya üniforma parçaları ve bisküviler gibi farklı malzemeleri yazı yüzeyi olarak kullandığını ifade etti.
Fletcher, Hendy’nin hala müzenin koleksiyonunda yer alan bisküviyi tercih etmesinin sıra dışı olmadığını, Avustralyalı askerlerin sert askeri bisküvilerin üzerine mesaj yazma geleneğinin Birinci Dünya Savaşı’ndan da eski olduğunu, bu uygulamanın Boer Savaşı’na kadar uzanan örnekleri bulunduğunu söyledi.
Avustralya Savaş Müzesi koleksiyonunda 25’ten fazla “bisküvi mektubu” bulunduğunu aktaran Fletcher, bunların yaklaşık altı veya yedisinin Gelibolu’dan geldiğini vurguladı.
Bisküviler yalnızca yiyecek değildi
Cephede askerlerin elinde bulunan sert bisküviler, zamanla farklı amaçlarla da kullanılmaya başlandı.
Fletcher’a göre bazı askerler bisküvileri ailelerine, savaş koşullarında kendilerine verilen yiyeceğin nasıl bir şey olduğunu göstermek veya askerlik hizmetlerinden bir hatıra bırakmak amacıyla gönderdi. Ancak çoğu asker için bisküvi üzerine mektup yazmak aynı zamanda evdekileri güldürecek eğlenceli bir şaka niteliğindeydi.
Temel olarak un, su ve tuzdan yapılan, pişirildikten sonra nem içermeyen askeri bisküviler son derece dayanıklıydı. Bazıları yalnızca üzerine yazı yazılarak kartpostal şeklinde gönderilirken, bazıları boyanıyor, süsleniyor veya başka eşyalara dönüştürülmek üzere oyuluyordu.
Avustralya Savaş Müzesi koleksiyonunda küçük bisküvi parçalarından yapılmış ve üzerine satranç taşlarının şekilleri çizilmiş bir satranç takımı dahi yer alıyor.
“Normal bir mektup gibi işlem gördü”
Hendy’nin bisküvisi üzerinde bir sahra hizmet kartpostalı, “sansürden geçmiştir” damgası ve ordu posta damgaları bulunuyor.
Fletcher, bu işaretlerin bisküvinin Avustralya İmparatorluk Kuvvetleri’nin posta sistemi üzerinden gönderildiğini gösterdiğini, bisküvinin sıra dışı görünümüne rağmen büyük olasılıkla normal bir mektup gibi işlem gördüğünü bildirdi.
Posta hizmetinin asıl ilgisinin mektubun hangi malzemeden yapıldığından ziyade, hassas veya askeri açıdan sakıncalı bilgilerin sansürlenmesi olduğunu anlatan Fletcher, ''Mesaj 'Master James Hendy' adına yazılmış olsa da gönderen kendisini 'George' olarak imzalamış. Bundan, Hendy’nin hayatı boyunca 'George' adıyla bilindiği ya da aile içinde kullanılan bir lakap olabileceğini anlıyoruz.
'Master James' ise muhtemelen bir çocuk ve büyük olasılıkla Hendy’nin yeğeni.'' bilgisini paylaştı.
Aile tarafından “hazine” olarak korundu
Yıllar içinde kırılan ve onarılan bisküvinin durumu da nesnenin aile açısından taşıdığı değeri ortaya koyuyor.
Fletcher, Hendy ailesinin bisküviyi açıkça değerli bir hatıra olarak gördüğünü ve Percival Hendy’nin savaştan sağ dönmesinden sonra da onu koruduğunu belirtti.
Bisküviyi çevreleyen küçük ahşap çerçevenin Avustralya Savaş Müzesi tarafından yapılmadığına dikkati çeken Fletcher, bunun ailenin bisküviyi korumak ve bakımını yapmak amacıyla gerçekleştirdiği bir düzenleme olduğunu söyldedi.
Bisküvi, 1984 yılında, görünüşe göre bizzat Hendy tarafından Avustralya Savaş Müzesi'ne bağışlandı. Hendy o sırada 80’li yaşlarının ortalarındaydı.
Kısa mesaj, binlerce askerin hikayesini taşıyor
Hendy’nin bisküvinin üzerine yazdığı mesaj oldukça kısa: ''Hepinize mutlu bir Noel ve mutlu bir yeni yıl diliyorum.''
Fletcher’a göre bu kısalık, dönemin askerlerinin aileleriyle iletişim biçimini anlamak açısından önemli.
Askerler ve aileleri uzun mektuplar yazılmasını istese de cephede bunun için her zaman yeterli zaman veya fırsat bulunmuyordu. Bunun yanında birçok asker, ailelerine mümkün olduğunca sık şekilde hayatta ve iyi durumda olduklarını bildirme ihtiyacı hissediyordu.
Bu kısa mesajların her zaman yeni bir bilgi içermediğini belirten Fletcher, askerlerin gerçek deneyimlerinin ayrıntılarını aileleriyle paylaşmak konusunda isteksiz olabildiğini veya bunu yapmalarının yasaklanabildiğini ancak kısa mesajların dahi evde bekleyen ailelere önemli bir güvence sağladığını vurguladı.
Fletcher, Hendy’nin bisküvisinin Avustralya Savaş Müzesi koleksiyonundaki önemine ilişkin, müzenin görevlerinden birinin de “sıradan Avustralyalıların ve onların deneyimlerinin hikayesini anlatmak” olduğunu söyledi.
Savaşın ötesinde, aile, özlem ve iletişim
Hendy’nin bisküvisi, Gelibolu’da görev yapan askerlerin aileleriyle kurduğu ilişkinin küçük, fakat güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Fletcher’a göre Avustralyalı ve Yeni Zelandalı birlikler, Birinci Dünya Savaşı’nda görev yapmak için diğer birliklerden daha uzun mesafeler kat etti. Savaş devam ederken izin için eve dönme ihtimalleri de oldukça düşüktü.
Bu nedenle posta yoluyla iletişim, askerlerin hem moralini, hem de kişisel ilişkilerini koruması açısından hayati önem taşıyordu.
Askerlerin kendilerini, çoğunun bir daha göremeyeceğini düşündüğü evlerinden uzak ve izole hissetmesinin kolay olmadığını belirten Fletcher, küçük hatıraların bu bağın korunmasında önemli rol oynadığını söyledi.

Kaynak: ''Avustralya Savaş Müzesi''
Gelibolu’nun lojistik gerçekliği bisküvide saklı
Bisküvi mektupları, yalnızca askerlerin ailelerine duyduğu özlemi değil, Gelibolu’daki savaşın lojistik koşullarını da ortaya koyuyor.
Fletcher’a göre Türk topraklarında savaşan Müttefik kuvvetlerinin ikmal malzemelerini büyük zahmet ve masrafla deniz yoluyla taşıması gerekiyordu.
Bu durum, mühimmat ve yiyecek gibi temel ihtiyaçların mektup kağıdı gibi daha az öncelikli ihtiyaçlardan önce gelmesini zorunlu kılıyordu.
Böylece Hendy’nin üzerine birkaç satır yazdığı sert askeri bisküvi, yalnızca bir askerin ailesine gönderdiği Noel mesajı olmaktan çıkıyor; Gelibolu’daki askerlerin gündelik yaşamını, cephe ile ev arasındaki iletişimi, savaşın lojistik zorluklarını ve insanın en zor koşullarda dahi sevdikleriyle bağ kurma çabasını aynı nesnede bir araya getiriyordu.







Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz yapın.