Bakan Ersoy'un konuşması şu şekilde:
''Sizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum, değerli misafirler.
Hepimizin bildiği gibi Sayın Profesör Dr. Aziz Sancar, yürüttüğü bilimsel çalışmalarla Türkiye’nin yetiştirdiği bilim insanlarının neler başarabileceğini dünyaya gösteren seçkin bir isimdir. Onun öyküsü, Savur’un sokaklarından başlayarak bilimin evrensel dünyasına uzanan bir başarı hikâyesidir. Bu hikâye; merak etmenin, çalışmanın, sabretmenin ve öğrenme arzusundan hiçbir zaman vazgeçmemenin önemini ortaya koymaktadır.
Sayın Sancar’ın başarısını yalnızca aldığı ödüllerle değerlendirmek mümkün değildir. Bu başarıyı bütün yönleriyle kavrayabilmek için onun bilime duyduğu derin bağlılığa, insanlığın ortak bilgi birikimine sunduğu güçlü katkıya ve gençlerimize verdiği eşsiz ilhama odaklanmak gerekir.
Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu müze, tam da bu ayrıntıları görünür kılmak amacıyla hayata geçirildi. Proje, başarının yalnızca ulaşılan sonuçta değil, o sonuca giden yolda harcanan zamanda, gösterilen sabırda, gayrette ve emekte saklı olduğunu anlatıyor. Arzumuz, burayı ziyaret eden çocuklarımızın ve gençlerimizin yalnızca büyük bir bilim insanının hayatını öğrenmekle kalmamaları; onun hikâyesinden ilham alarak kendi hayallerinin peşinden gidebileceklerini de görmeleridir. Bilimin, emeğin ve kararlılığın insanı nelere ve nerelere taşıyabileceğini bu evin hikâyesi üzerinden keşfetsinler. Çünkü bir ülkenin geleceği, gençlerinin hayal kurabilmesine ve bu hayalleri gerçekleştirebileceklerine inanmasına bağlıdır. Saygıdeğer hocamın hayatı, bu inancın en güçlü ve özel örneklerinden biridir.
Kıymetli misafirler, bir insanın hayatına açılan kapının, o hayatın geçtiği temel mekân olan evden başladığını takdir edersiniz. 'Duvarların dili olsa da konuşsa' denilecek yer tam olarak burasıdır. Sayın Aziz Sancar’ın kişisel tarihine tanıklık eden bu yapıyı da bu farkındalıkla ele aldık. Zira burası, Sayın hocamızın yetiştiği toplumsal yapının aynası; bu coğrafyanın yaşam tarzını ve tarihsel hafızasını yansıtan önemli bir kültür varlığıdır.
Bu yapı, 1938 öncesine uzanan geçmişi; taş duvarları, avlusu ve odalarıyla Savur’un geleneksel konut mimarisini günümüze taşıyor. Zaman içinde geçirdiği değişimler ise bir ailenin yaşam biçimini, ihtiyaçlarını ve geleneksel kent kültürünün yıllar içindeki gelişimini ortaya koyuyor.
Bu özellikleriyle kazandırdığımız evin, ziyaretçilerimizin mutlaka incelemesi gereken değerli eserlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Taşıdığı bütün değerleri gelecek nesillere mümkün olduğunca eksiksiz aktarabilmek için titiz bir restorasyon süreci yürüttük. Gerekli tüm imalatları gerçekleştirdik; yapısal güçlendirme, sıva, taş temizliği, döşeme, betonarme ve yalıtım çalışmalarını özenle tamamladık.
Yapının özgün mimari karakterini korumak amacıyla çörten, baca, taş silme, motif ve kitabe gibi mimari unsurlara yönelik uygulamalar yaptık. Konutun tüm iç mekânlarını, dönemin özgün işlevlerine uygun biçimde düzenledik. Ardından, Sayın Aziz Sancar’ın doğup büyüdüğü evin özgün yaşam düzenini yansıtan teşhir ve tanzim çalışmalarını tamamlayarak bu dört katlı kâgir yapının 395 metrekarelik birinci katında müze düzeni oluşturduk.
Sayın hocamızın hayatına ilişkin fotoğrafların, tıp aletlerinin, diplomalarının, cübbelerinin, aldığı hediye ve ödüllerin yanı sıra bilimsel çalışmalarına ait dosyaların sergilendiği üç ayrı salon hazırladık. Böylece onun doğup büyüdüğü mekândan azmi, zekâsı ve çalışkanlığı sayesinde ulaştığı mevki ve makamlara uzanan bir yol oluşturduk. Prof. Dr. Aziz Sancar’ın hayat ve bilim yolculuğuna geçmişten bugüne tanıklık etmek isteyen herkesi ağırlamaya hazır olan bu yol, ziyaretçilerini bekliyor.
Bir hususun da özellikle altını çizmek gerekiyor. Birinci katını müze olarak işlevlendirdiğimiz bu eşsiz emanetin bodrumu ve diğer katları, Mardin Valiliği ince okuması salonu ve bilim merkezi olarak kullanılacak. Dilerim burası, Sayın Aziz Sancar örneğinde olduğu gibi daha pek çok çocuğumuz ve gencimiz için bilime, hayallere ve hedeflere ulaşma yolunda bir başlangıç noktası olur.
Değerli misafirler, Türkiye’nin dört bir yanındaki kültür varlıklarını korurken onları topluluğunu oluşturan, yaşayan ve yeni anlamlar kazanan mekânlara dönüştürmeyi arzu ediyoruz. Sancar Müzesi, bu yaklaşımın hayata geçirilmiş en özel örneklerinden biridir. Müze, bir yönüyle saygıdeğer hocamızın hayatını ve bilimsel mirasını yaşatırken diğer yönüyle Savur’un tarihî kimliğini koruyarak geleceğe taşıyacak.
Bu eserin ortaya çıkmasında emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarıma, uzmanlarımıza, mimarlarımıza, restoratörlerimize, sanat tarihçilerimize, uygulama ekiplerimize ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Bu anlamlı günün gerçekleşmesine vesile olan Sayın Prof. Dr. Aziz Sancar’a ve ailesine şükranlarımı sunuyorum.
Saygıdeğer hocam, hayatınızda, mücadelenizle, azminizle ve başarılarınızla eğitimci ve bilim insanı olarak hayatına dokunduğunuz nice insan için büyük bir gurur kaynağı oldunuz. Bu ülkenin çocuklarına eşsiz bir örnek, ilham ve ilham kaynağı oldunuz ve olmaya da devam ediyorsunuz. Şüphesiz ki taşıdığınız meşaleyi devralacak her yeni neslin aklında ve gönlünde Aziz Sancar ismi daima yankılanacaktır.
Konuşmamı, Aziz Sancar Müzesi’nin Mardin ilimize, Savur’umuza ve ülkemizin kültür hayatına hayırlı olmasını temenni ederek noktalıyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.''







Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz yapın.