Bu ilgi yalnızca Çin ürünleriyle sınırlı kalmıyor. Giderek daha fazla yabancı turist, “Çin’in bu kadar gelişmesinin sırrı ne?” sorusunun yanıtını yerinde görmek amacıyla Çin’e gidiyor. Uzmanlar, ülkeye yönelik artan merak ve seyahat talebinin Çin turizmi için yeni bir “altın çağa” işaret ettiğini belirtiyor.
Son veriler de bu eğilimi ortaya koyuyor. Çin’e gelen yabancı ziyaretçi sayısı, bu yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 15,6 artarak 11 milyon 601 bine yükseldi. Ziyaretçilerin 8 milyon 992 bini, başka bir ifadeyle yüzde 77,5’i, ülkeye vize muafiyetinden yararlanarak giriş yaptı.
Çin Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Uluslararası Ticaret ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsüne bağlı Uluslararası Hizmet Ticareti Araştırmaları Bürosu Başkanı Li Jun, Çin Medya Grubu’na yaptığı değerlendirmede bu dönüşümün dikkat çekici bir yönüne dikkat çekti.
Li Jun, geçmişte Çinlilerin alışveriş için yurt dışına gitmesinin yaygın olduğunu, bugün ise yabancıların alışveriş amacıyla Çin’e geldiğini belirtti. Ona göre bu değişim, ülkenin geçirdiği dönüşümü ortaya koyarken Çin’in kültürel çekiciliğinin, bilimsel ve teknolojik inovasyon kapasitesinin ve uluslararası etkisinin güçlendiğini de gösteriyor.
Çin’in dışa açılma politikasını sürekli genişletmesi de bu gelişmede önemli bir rol oynuyor. Ülke, uluslararası ziyaretçilere sağladığı kolaylıklarla dünyaya açıklık ve iş birliği mesajı veriyor.
Çin’in 240 saatlik transit vize muafiyeti uygulaması bugün 57 ülkeyi kapsıyor. Yabancı ziyaretçilere yönelik vergi iadesi uygulamaları da sürekli geliştiriliyor. Alışveriş sırasında vergi iadesinin anında yapılmasını sağlayan hizmetler, büyük ticaret merkezlerinde giderek daha yaygın hale geliyor.
Bu düzenlemeler ve ziyaretçilere sunulan hizmetler, Çin’e seyahati daha kolay ve cazip bir seçenek haline getiriyor. Bir zamanlar uzak bir hayal gibi görülen Çin seyahati, artık daha fazla insan için ulaşılabilir bir deneyime dönüşüyor. Çin’i gezmek, günlük yaşamı yakından tanımak ve ülkede alışveriş yapmak, dünyanın çağdaş Çin’i keşfetmesine olanak sağlayan yeni pencereler açıyor.
Çin’e ilişkin uluslararası algıdaki değişim de bu tabloyu destekliyor. Pew Araştırma Merkezi’nin temmuz ayında yayımladığı anket, birçok ülkede Çin’e yönelik olumlu görüşlerin genel olarak arttığını ortaya koydu.
Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi Başkanı ve İcra Kurulu Başkanı Gloria Guevara Manzo, Çin turizminin geleceğine ilişkin dikkat çekici bir öngörüde bulundu. Guevara Manzo, mevcut büyüme hızının korunması halinde Çin’in 2030 yılından önce dünyanın en büyük turizm ekonomisi olma potansiyeli taşıdığını ifade etti.
Önümüzdeki beş yıl, Çin’in turizm ve hizmet sektöründeki dönüşümü açısından yeni fırsatlar barındırıyor. Çin, hizmet sektörünün kapasitesini artırmayı ve hizmet kalitesini yükseltmeyi amaçlayan yeni bir eylem planını hayata geçirerek daha fazla “Çin Hizmeti” markası oluşturmayı hedefliyor. Bu adımların yabancı ziyaretçilere daha nitelikli deneyimler sunması ve ülkeye yönelik turizm talebini daha da artırması bekleniyor.
Sosyal medyada bir alışveriş videosuyla başlayan merakın zamanla Çin’i yerinde görme ve tanıma arzusuna dönüşmesi şaşırtıcı değil. Çünkü günümüzde bir ülkenin çekiciliğini yalnızca tarihi ve doğal güzellikleri değil, sunduğu yaşam deneyimi, teknolojik gelişmişliği ve hizmet kalitesi de belirliyor.
“China Haul” videolarının yükselişi, bu açıdan yalnızca geçici bir sosyal medya eğilimi olarak görülmüyor. Bu gelişme, dünyanın Çin’e yönelik ilgisinin farklı boyutlar kazandığını ortaya koyan dikkat çekici bir gösterge olarak değerlendirilebilir.







Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz yapın.