Bursa’nın Karacabey ilçesinde bulunan ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Karacabey Tarım İşletmesi’nde yetiştirilen safkan Arap atlarının soy bilgileri 7-8 nesil geriye kadar izlenebiliyor. Atların anne ve babaları DNA testleriyle doğrulanıyor; doğum tarihlerinden don renklerine, yüzdeki beyaz işaretlerden tırnak renklerine kadar ayırt edici tüm özellikleri kayıt altına alınıyor.

Yaklaşık 7 asırlık geçmişe sahip işletme, Osmanlı döneminde saray ve ordunun at ihtiyacını karşılamak üzere Çiftlikat-ı Hümayun adıyla kuruldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 1932-1936 yılları arasında Suriye, Irak ve Arap Yarımadası’ndan getirilen atlarla safkan Arap atı yetiştiriciliğinin temellerinin atıldığı işletmede bugün yaklaşık 600 at bulunuyor. Veteriner hekimlerin gözetiminde 60 personelin bakımını yaptığı atlardan elde edilen taylar, Karacabey’deki satış merkezinde ve İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda düzenlenen açık artırmalarda yetiştiricilere sunuluyor.

İşletmede, atların soylarının korunması amacıyla DNA doğrulaması ve mikroçip uygulamasını içeren bir kimliklendirme sistemi uygulanıyor. Türkiye’deki Arap atlarının gen kaynakları bakımından önemli bir konuma sahip TİGEM’de 49 anne ve 12 baba soy hattının kaydı tutuluyor. Anne ve baba doğrulaması tamamlanan atlara mikroçip takılıyor ve özel kimlik numarası veriliyor. Bu işlemler tamamlanmadan atlara pedigri olarak adlandırılan soy kütüğü belgesi düzenlenemiyor. Pedigri belgesi bulunmayan atlar ise resmi yarışlara katılamıyor.

TİGEM Karacabey Tarım İşletmesi Müdür Yardımcısı Veteriner Hekim Eren Karabulut, işletmede yetiştirilen atların soy bilgilerinin titizlikle korunduğunu belirterek, “Türkiye’deki Arap atlarının tamamına yakınının gen kaynağı TİGEM atlarıdır. Türkiye’de şu anda 49 anne hattı ve 12 baba hattı bulunuyor. Bu hatların her birinin 7-8 nesil geriye uzanan soyu ve kayıtları belli” dedi.

Karabulut, safkanlığın doğrulanması için DNA analizinin zorunlu olduğunu vurgulayarak, “Anne-baba doğrulaması yapıldıktan sonra atlara çip takılıyor ve kayıt işlemleri tamamlanıyor. Bunlar yapılmazsa atın pedigrisi çıkmıyor. Pedigrisi çıkmayan at, yarış pistlerinde koşma ve damızlık olarak kullanılma özelliği kazanamıyor” ifadelerini kullandı.

Atların kimlik kayıtlarında fiziksel özelliklerinin de ayrıntılı olarak yer aldığını belirten Karabulut, üç veteriner hekimden oluşan komisyonun don renkleri, yüz ve ayaklardaki beyazlıklar, tırnak renkleri ile vücuttaki kıl dönmelerini kayıt altına aldığını söyledi. Bu kayıtların TİGEM’in üç işletmesinin yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki Yüksek Komiserler Kurulu sisteminde de saklandığını aktaran Karabulut, 1932 ve 1936 yıllarında Türkiye’ye getirilen damızlık atlardan bugüne kadar soy kayıtlarının düzenli biçimde tutulduğunu kaydetti.








Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz yapın.